Ilayda
New member
Yerhamukellah Diyene Ne Denir?
Bir sabah, evimin penceresinden dışarı bakarken, karşı apartmanın çatısında yaşlı bir adamı gördüm. Gözleri yaşlı, ama hala merhamet dolu bir şekilde bakıyordu. O an fark ettim ki, bazen hayatı, dünyayı çok büyük bir merakla izliyoruz. İnsanlar, gülerek ya da ağlayarak… Ama en çok bir arada olduğumuz anlarda, birbirimize sunduğumuz sözlerin gücüyle birbirimizi anlamaya çalışıyoruz. Bugün sizlerle, hayatın bazen ne kadar kısa olduğunu düşündüğüm bir hikaye paylaşmak istiyorum. Belki bir anlam çıkarırsınız, belki de sadece dinlersiniz, kim bilir?
Bir Duygu, Bir Kelime
Zeynep, sabah işe gitmek üzere evinden çıkmıştı. Yağmurdan yeni kurtulmuş caddede, her zamanki gibi aceleyle yürürken, karşısına gelen bir adamın üzerine su sıçradı. Adam bir anda sıçrayan suyun soğukluğundan şikayet ederken Zeynep, içinden bir özür bile söyleyemedi. O sırada, adam birden durdu ve sessizce "Yerhamukellah" dedi.
Zeynep, kafasını kaldırıp adama bakarak, "Ne demek bu?" diye sordu. Adamın gözleri, bu basit kelimenin ardında bir anlam taşıyor gibiydi. Adam, "Bu, 'Allah seni affetsin' demektir," dedi. Zeynep şaşkın bir şekilde adama baktı. Bir yanda isyan duygusu, diğer yanda tuhaf bir huzur vardı. Kadın, adamın gözlerindeki derinliği gördü ve bir anda kalbinin hafiflediğini hissetti. Ama sonra şüpheyle düşündü, "Bu kadar kolay mıydı? Bu kelime gerçekten her şeyi temizler mi?"
Kadın ve Erkek, Çözüm ve Empati
Zeynep, o sabah yaşadığı duygusal karmaşıklığı kafasında birkaç kez döndürdü. Kendisi, çoğunlukla duygusal bir insandı. Karşılaştığı herhangi bir durumda önce duygularını dikkate alır, sonra mantığına yer verir, bunun üzerinden çözüme ulaşırdı. Hayatındaki insanlarla empati kurarak, duygusal bir bağ kurmayı tercih ediyordu. Ancak bu olayda, o kadar da emin değildi. "Yerhamukellah" demek, gerçekten doğru muydu? Birine, sadece bir kelimeyle affedici bir söz söylemek, o kişinin hatasını unutmasını sağlayabilir miydi?
İşte burada, Zeynep’in karşısına çıkan, onun tam zıttı olan bir adam var. Eren, Zeynep’in iş arkadaşıydı. O, olaylara her zaman daha çözüm odaklı yaklaşırdı. Bu yüzden, Zeynep’in karşılaştığı bu durumda Eren’in görüşlerini almak istemişti. Eren, bir erkek olarak, her zaman mantığıyla hareket ederdi. Sorunlar karşısında stratejik bir yaklaşım benimser, olayı analiz eder ve genellikle çözümü bulur. Ama Zeynep, Eren’in bu yaklaşımını bazen fazla soğuk buluyordu. Oysa o, birinin affedilmesi ve anlaşılaması gerektiğini hissediyordu.
Zeynep, Eren’e başından geçen durumu anlattığında, Eren çok net bir şekilde, "Yerhamukellah, birinin hatasını kabul etmesinin bir yolu. Ama bu tür kelimeler, insanın vicdanında çözüme ulaşmak için yeterli değil. Bir insanın affedilmesi için önce özür dilemesi, hatasını anlaması lazım," dedi. Zeynep, Eren’in sözleriyle yine de tam olarak aynı fikirde değildi.
Affetmek, Bir Yolculuktur
Bir hafta sonra, Zeynep yine o caddeyi geçiyordu. Bu sefer, adımını atarken daha dikkatliydi. O sırada, aynı adamla karşılaştı. Adam, Zeynep’e gülümsedi ve yine aynı kelimeleri fısıldadı: "Yerhamukellah." Zeynep, önceki gibi şüpheye düşmedi. O kelime, şimdi ona bir anlam taşımıştı. Bir insanın hatalarını görmek, onu affetmek ve bazen de bunun için sadece bir kelime yeterli oluyordu.
Eren’e döndü ve bir gün daha derin sohbetlerden sonra, affetmenin, insanlar arasındaki bağı yeniden inşa etmek için bir yolculuk olduğunu fark etti. Her insanın, geçmişine dair hataları ve pişmanlıkları vardır. Zeynep, bir kadın olarak, bu duygusal derinlikleri hissetmenin, affetmenin insanı daha güçlü kıldığını düşündü. Eren’in yaklaşımı, her ne kadar mantıklı olsa da, bazen duyguların ve empati ile kurulan bağların daha güçlü olabileceğini fark etti.
Eren ise, sonunda Zeynep’e şunu söyledi: "Bazen, bir insanın hatasını kabullenmesi, affedilmesi gereken şeyin de ne kadar değerli olduğunu gösterir. Ama affetmek için, bazen gerçekten anlamak gerekir." Evet, belki çözüm bulmak sadece bir strateji meselesi değil; belki affetmek, ilk başta bir kelimeyle başlasa da, duygusal bir yolculukla tamamlanıyordur.
Sonuçta, Yerhamukellah Nedir?
Zeynep, bir daha o adamı gördüğünde, "Yerhamukellah" demenin sadece bir kelime olmadığını fark etti. O kelime, birinin gönlünden gelen içten bir dilekti. O an Zeynep, affetmenin, bir insanın içinde bulduğu huzuru yansıttığını gördü. Sonuçta, bazen çözüm, doğru stratejiyi bulmak değil, duyguların doğru bir şekilde paylaşılmasıydı.
Sevgili forumdaşlar, her birimizin hayatında bazen en küçük bir kelime, bizleri değiştirebilir. Ya da belki de affetmek, gerçekten anlamak ve sevgiyle yaklaşmak gerektir. Sizler bu konuda ne düşünüyorsunuz? Bir kelime ile hayat değişir mi? Yorumlarınızı bekliyorum.
Bir sabah, evimin penceresinden dışarı bakarken, karşı apartmanın çatısında yaşlı bir adamı gördüm. Gözleri yaşlı, ama hala merhamet dolu bir şekilde bakıyordu. O an fark ettim ki, bazen hayatı, dünyayı çok büyük bir merakla izliyoruz. İnsanlar, gülerek ya da ağlayarak… Ama en çok bir arada olduğumuz anlarda, birbirimize sunduğumuz sözlerin gücüyle birbirimizi anlamaya çalışıyoruz. Bugün sizlerle, hayatın bazen ne kadar kısa olduğunu düşündüğüm bir hikaye paylaşmak istiyorum. Belki bir anlam çıkarırsınız, belki de sadece dinlersiniz, kim bilir?
Bir Duygu, Bir Kelime
Zeynep, sabah işe gitmek üzere evinden çıkmıştı. Yağmurdan yeni kurtulmuş caddede, her zamanki gibi aceleyle yürürken, karşısına gelen bir adamın üzerine su sıçradı. Adam bir anda sıçrayan suyun soğukluğundan şikayet ederken Zeynep, içinden bir özür bile söyleyemedi. O sırada, adam birden durdu ve sessizce "Yerhamukellah" dedi.
Zeynep, kafasını kaldırıp adama bakarak, "Ne demek bu?" diye sordu. Adamın gözleri, bu basit kelimenin ardında bir anlam taşıyor gibiydi. Adam, "Bu, 'Allah seni affetsin' demektir," dedi. Zeynep şaşkın bir şekilde adama baktı. Bir yanda isyan duygusu, diğer yanda tuhaf bir huzur vardı. Kadın, adamın gözlerindeki derinliği gördü ve bir anda kalbinin hafiflediğini hissetti. Ama sonra şüpheyle düşündü, "Bu kadar kolay mıydı? Bu kelime gerçekten her şeyi temizler mi?"
Kadın ve Erkek, Çözüm ve Empati
Zeynep, o sabah yaşadığı duygusal karmaşıklığı kafasında birkaç kez döndürdü. Kendisi, çoğunlukla duygusal bir insandı. Karşılaştığı herhangi bir durumda önce duygularını dikkate alır, sonra mantığına yer verir, bunun üzerinden çözüme ulaşırdı. Hayatındaki insanlarla empati kurarak, duygusal bir bağ kurmayı tercih ediyordu. Ancak bu olayda, o kadar da emin değildi. "Yerhamukellah" demek, gerçekten doğru muydu? Birine, sadece bir kelimeyle affedici bir söz söylemek, o kişinin hatasını unutmasını sağlayabilir miydi?
İşte burada, Zeynep’in karşısına çıkan, onun tam zıttı olan bir adam var. Eren, Zeynep’in iş arkadaşıydı. O, olaylara her zaman daha çözüm odaklı yaklaşırdı. Bu yüzden, Zeynep’in karşılaştığı bu durumda Eren’in görüşlerini almak istemişti. Eren, bir erkek olarak, her zaman mantığıyla hareket ederdi. Sorunlar karşısında stratejik bir yaklaşım benimser, olayı analiz eder ve genellikle çözümü bulur. Ama Zeynep, Eren’in bu yaklaşımını bazen fazla soğuk buluyordu. Oysa o, birinin affedilmesi ve anlaşılaması gerektiğini hissediyordu.
Zeynep, Eren’e başından geçen durumu anlattığında, Eren çok net bir şekilde, "Yerhamukellah, birinin hatasını kabul etmesinin bir yolu. Ama bu tür kelimeler, insanın vicdanında çözüme ulaşmak için yeterli değil. Bir insanın affedilmesi için önce özür dilemesi, hatasını anlaması lazım," dedi. Zeynep, Eren’in sözleriyle yine de tam olarak aynı fikirde değildi.
Affetmek, Bir Yolculuktur
Bir hafta sonra, Zeynep yine o caddeyi geçiyordu. Bu sefer, adımını atarken daha dikkatliydi. O sırada, aynı adamla karşılaştı. Adam, Zeynep’e gülümsedi ve yine aynı kelimeleri fısıldadı: "Yerhamukellah." Zeynep, önceki gibi şüpheye düşmedi. O kelime, şimdi ona bir anlam taşımıştı. Bir insanın hatalarını görmek, onu affetmek ve bazen de bunun için sadece bir kelime yeterli oluyordu.
Eren’e döndü ve bir gün daha derin sohbetlerden sonra, affetmenin, insanlar arasındaki bağı yeniden inşa etmek için bir yolculuk olduğunu fark etti. Her insanın, geçmişine dair hataları ve pişmanlıkları vardır. Zeynep, bir kadın olarak, bu duygusal derinlikleri hissetmenin, affetmenin insanı daha güçlü kıldığını düşündü. Eren’in yaklaşımı, her ne kadar mantıklı olsa da, bazen duyguların ve empati ile kurulan bağların daha güçlü olabileceğini fark etti.
Eren ise, sonunda Zeynep’e şunu söyledi: "Bazen, bir insanın hatasını kabullenmesi, affedilmesi gereken şeyin de ne kadar değerli olduğunu gösterir. Ama affetmek için, bazen gerçekten anlamak gerekir." Evet, belki çözüm bulmak sadece bir strateji meselesi değil; belki affetmek, ilk başta bir kelimeyle başlasa da, duygusal bir yolculukla tamamlanıyordur.
Sonuçta, Yerhamukellah Nedir?
Zeynep, bir daha o adamı gördüğünde, "Yerhamukellah" demenin sadece bir kelime olmadığını fark etti. O kelime, birinin gönlünden gelen içten bir dilekti. O an Zeynep, affetmenin, bir insanın içinde bulduğu huzuru yansıttığını gördü. Sonuçta, bazen çözüm, doğru stratejiyi bulmak değil, duyguların doğru bir şekilde paylaşılmasıydı.
Sevgili forumdaşlar, her birimizin hayatında bazen en küçük bir kelime, bizleri değiştirebilir. Ya da belki de affetmek, gerçekten anlamak ve sevgiyle yaklaşmak gerektir. Sizler bu konuda ne düşünüyorsunuz? Bir kelime ile hayat değişir mi? Yorumlarınızı bekliyorum.